Aramızdaki Uçurum Kitap Yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Aramızdaki Uçurum Kitap Yorumu etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

18 Mayıs 2018 Cuma

Aramızdaki Uçurum Kitap Yorumu




Kitaba ilk bakıldığında gençlik kitabı gözükse de derinlerde vurguladığı birçok alt mesajı barındıran bence bir dram kitabı.

İndia, Finn ve Eloise

Annesine sürekli adı ile hitap eden, okulun popüler kızı olmak için çok çabalamış olan İndia, annesinin aldığı yeni kararla ülkenin bir ucundan diğer ucuna taşınır. Bu durumdan hiç memnun değildir. Geride bıraktığı popülerliği, en yakın arkadaşı Anna’yı çok özlemektedir. Kendi annesine bile güvenmeyen İndia üvey babası ve üvey kız kardeşine nasıl güvenecektir?

Romanımız hızlı başlıyor ve çok da hızlı okunup bitiyor. Daha ilk sayfalarda İndia’nın ne kadar yaralı olduğunu anlıyor ve merakınıza yenik düşüyorsunuz. Sayfalar ilerleyip, yeni karakterler ortaya çıkınca Finn ve Eloise sizi sarıp sarmalıyor. Okurken en çok Finn merak etmiştim ama Eloise beni fena şaşırttı. Hiç aklıma gelmeyen sırlar ortaya döküldü.

Kitaptaki her karakterin kendine ait gizledikleri birer birer öğrenildi. Öyle güzel duygular, öyle güzel bağlılık oldu ki bazen duygulandım. Bazen aşırı sinirlendim.

İki üvey kardeş sırt sırtta verip bir bütün oldu. Finn çok iyi nir arkadaş olmaktan geri adım atmadı.
İlk başlardaki Eloise’nin üvey kız kardeş tutumundan eser kalmadı. Hele Finn bazen beni gerçekten deli etti. Ama sonunda tüm cesaretini toparlamayı başardı.

İndia hiç adaletten ayrılmadı. Dış sesinde yanlış konuşsa da iç sesinde hep doğrudan yanaydı. Kendini eleştirmekten hiç sakınmadı.


Bu kitapta çocuklar çok ağır bedeller ödedi.
Hepsini ayı ayrı çok beğendim.

Yazar romanın sonunda okuyucunun beklediği her şeyi verdi. Her bir şey yerli yerine oturdu ama ben pek de tatmin olmadım. Son bir bölüm yazıp, İndia, Finn ve Eloise  birkaç sene sonra üniversite zamanlarından biraz kesit verebilirdi.  Biraz hava da kaldı sanki.