“Tutuyorum kendimi, saklıyorum. Seni saklıyorum, parmaklarını ellerini saklıyorum, gülümserken kıvrılan dudaklarını saklıyorum, hoşçakallarını saklıyorum, bembeyaz yüzüne bir anda dolan şaşkınlıklarını saklıyorum. Sırf bu yüzden kalbim bir gün paramparça olacak. Bu yüzden gece yarılarında uyanıp içtiğim tel dal sigara eşliğinde gözlerimden akıyorsun. Sana dair gizleyemediklerim yanaklarımdan süzülüyor ve önüme düşüveriyor. “
Tarık Tufan benim sevdiğim yazarlardan. Yazılarını bilmeme
rağmen kitaplarını geç okumaya başladım. Hayal Meyal ile başlayan yolculuğuma Ve sen Kuş olur Gidersin
ile devam ettim. Kitabın konusu bir adamın hayatı ve bu hayatta yaşadığı
zorlukların kısa bir açıklaması. Kitapla ilgili çok yorum yapmaktan ziyade
hissettiklerimden bahsetmek istiyorum. İçine dönmüş karamsar bir hayat süren
bir adamın yaşadığı ve hissetti zorlukları okurken, hele de annesini anlattığı
sayfaların betimlemesini yaparken, burnunum sızlamasına, boğazımın
düğümlenmesine hiç mi hiç engel olamadığım gibi gözyaşlarıma da hakimiyet
sağlayamadım. Bir çocuğun annesinin ve babasının hayatın tüm evrelerinde ne
kadar önemli olduğunu bir kez daha anladım. İçten içe söyleyemediğimiz onca
şeyin ilerleyen yaşamımızda bizi ne kadar etkisi altına aldığının göstergesi bu
ufacık roman. Kısaca ve net diyebilirim ki yazarın kitaplarını yazılarını okuyun.
Betimlemeler harika. Duygu çok samimi ve içten. Yazım dili harika.
Birkaç alıntı ile veda ederken ve başka kitaplarda görüşmek
üzere iyi akşamlar.
“Ameliyattan dört ay sonra bir ikindi vakti annem gitti. Bu
kadar acele girmek istemesini anlamıyordum. Her işi acele ile yapan annem,
hayata da aynı aceleyle veda etmişti. Ömür bir çay içimi kadar zaten. Annem
şekerini tabağa koymuş ve iki yudum aldıktan sonra kalkmıştı.”
“Ölüm adil bir yargılanmanın ilk duruşmasıdır.”
“Susuyor olmam acı çekmediğim anlamına gelmez.”
“Hayat çocukluğumun bilyalı arabasına binmiş gürültüyle
sokağımızda aşağıya yukarı gidip geliyordu. Biz artık seyretmekle yetiniyorduk.
“
